Newsletter Subscribe
Enter your email address below and subscribe to our newsletter
[forminator_form id="25163"]

nature+1nationalgeographic+1eurekalert+1İki uluslararası araştırma ekibi, Çarşamba günü güneybatı Çin'deki bir mağarada yedi Denisovalı fosili ve 1.300'den fazla taş alet bulunduğunu duyurdu. Bu keşif, nesli tükenmiş bu antik insanların nasıl yaşadığına ve hayatta kaldığına dair şimdiye kadarki en detaylı pencereyi sunuyor.
Dört diş, iki kafatası parçası ve bilinen ilk Denisovalı ön kol kemiğinden oluşan fosiller, Çin'in Myanmar ve Laos sınırlarına yakın Yunnan Eyaleti'ndeki Bianfu Mağarası'ndan çıkarıldı. Çarşamba günü Nature dergisinde yayımlanan iki makaleye göre, kalıntılar 167.000 ila 134.000 yıl öncesine dayanırken, taş aletler 190.000 ila 70.000 yıl öncesine kadar uzanan daha geniş bir aralığı kapsıyor.nature
Keşif oldukça beklenmedik bir şekilde gerçekleşti. 2019 yılında, terk edilmiş bir kireç taşı ocağındaki ekolojik restorasyon projesi sırasında gömülü mağara ve içindeki fosil hazinesi ortaya çıkarıldı. Her iki çalışmaya da katkıda bulunan Nanjing Normal Üniversitesi'nden jeokronolog Qingfeng Shao, "Mağaranın çoğu zaten yok edilmişti" dedi.nationalgeographic
Denisovalılar ilk olarak 2010 yılında Sibirya'daki bir mağarada bulunan parmak kemiğinden elde edilen DNA ile tanımlanmıştı. O zamandan beri toplam beş farklı alanda sadece bir avuç fosil gün yüzüne çıktı. Bianfu Mağarası buluntusu, şu anda Sibirya'daki Denisova Mağarası dışındaki en zengin Denisovalı fosil kaydını temsil ediyor.eurekalert
Kalıntılardan DNA elde edilemediği için araştırmacılar, 60.000'den fazla kemik parçasının morfolojik taramasını proteomik analizle birleştiren yeni bir strateji kullandılar. Beş örneğin tamamı, Denisovalılara özgü bir kolajen varyantı taşıyordu ve bu da kimliklerini doğruladı. Denisovalı DNA'sını ilk kez dizileyen ancak yeni çalışmada yer almayan evrimsel genetikçi Svante Pääbo, "Bunların Denisovalı kalıntıları olduğuna oldukça ikna oldum" dedi.nationalgeographic+1
Mağarada ayrıca çoğu kesim izleri taşıyan, geyik ve diğer geviş getiren hayvanlara ait 1.600'den fazla tanımlanabilir hayvan kalıntısı bulundu. Kazıyıcılar, kesiciler, çekiç taşları ve kemik aletlerden oluşan buluntular, alet yapımına yönelik pratik ve doğaçlama bir yaklaşımı işaret ediyor. Denisovalıların, daha sonraki Homo sapiens ile ilişkilendirilen rafine aletleri yapmak yerine, taşlardan keskin parçalar koparıp kullandıkları ve ardından attıkları görülüyor.sciencenews+1
Bulunan ön kol kemiği (radiusun bir parçası), Denisovalıların pazı kası bağlantı noktasının modern insanlardan farklı konumlandığını ve bunun da aynı kas boyutunda daha fazla döndürme kuvveti üretmelerini sağladığını ortaya koydu. Kafatası parçaları ise 0.3 ila 0.4 inç kalınlığıyla dikkat çekici derecede kalındı ve modern insanlardan ziyade Homo erectus ve Neandertallere daha çok benziyordu.nationalgeographic
Bu alan, Denisovalıların Güney Asya'daki dağılımı konusunda uzun süredir var olan bir boşluğu dolduruyor. New York Üniversitesi'nden paleoantropolog Shara Bailey, "Denisovalılar biraz daha az gizemli hale geliyor" dedi. Mağara, araştırmacılara Denisovalıların farklı ortamlara uyum sağladığını ve bölgelere göre farklı avlar peşinde koştuklarını gösteriyor: daha soğuk kuzey bölgelerinde dağ sıçanları, Yunnan'ın daha ılıman ikliminde ise geyik ve manda.sciencenews
Denisovalı DNA'sı, özellikle Filipinler, Papua Yeni Gine, Avustralya ve yüksek irtifalarda hayatta kalmaya yardımcı olan kalıtsal bir gene sahip oldukları Tibet'teki yerli halklar başta olmak üzere, birçok yaşayan popülasyonda varlığını sürdürüyor.cnn+1